REHBERLİK

Dikkat Eksikliği veya Dikkat Dağınıklığı

Çocuklarımızda, Ergenlik Çağındaki Gençlerimizde ve Yetişkinlerde Dikkat Eksikliği, Öğrenme Zorluğu ve Hiperaktivite

“Oysa insan beyninde bilinçli bir şef yoktur. Her birey kendi sinir ağları tarafından ne sağlanmışsa onu kullanmaktadır. Eğer kişinin yönetim işlevleri ile ilişkili sinir ağları DEHB’de olduğu gibi bozulmuşsa, o kişi ne kadar isterse istesin bilişsel işlevlerin büyük bir kısmının yönetiminde başarılı olamamaktadır.”

(Dr. Thomas E. Brown –  Yale Üniversitesi)

Dikkat eksikliği, dikkat dağınıklığı insan olmanın getirdiği ve her bireyde yoğunluğu farklı şekillerde tezahür eden bir durumdur. Bu yönüyle bakıldığında dikkat eksikliği bir sorun, bir maraza olmadığı gibi aile içi uygulamalar ve bireyin karakterine, mizacına göre yapılan çalışmalarla belli ölçütlerde ortadan kalkabilmektedir.

Dikkat eksikliği veya dağınıklığı özellikle okul hayatının başlamasıyla belirginleşir. Özellikle ilkokul 1. – 4. sınıf dönemlerinde velilerce veya sınıf öğretmenleri tarafından farkedilir. Özellikle 1.-2. sınıfta meydana gelen bu olumsuz etken sayesinde eğitimin temeli zayıf atılmış olur. Okul öncesi dönemde de çocuğumuzun mizacına uygun oyun ve oyuncaklar, aktiviteler, aile içi iletişim tesis edilmezse dikkat eksikliğinin etkisi görülmeye başlar. Bu takdirde;

  • Çocuklarımız her şeyden çabuk sıkılıp, bıkar, oyuncakları ile kısa bir süre oynadıktan sonra, sıkılıp onları parçalamaya başlayabilirler. Kendilerine verilen, yaşlarına uygun yap-boz oyuncakları aslına uygun olarak düzenleyemezler. Uzun süre bir TV filmi ya da çizgi filmi izleyemezler. Okulun başlamasıyla birlikte öğrenmeye yönelik ilginin azlığı da dikkati çeker. Ödev yapmayı sevmez, ebeveynleri ve öğretmenin zoruyla ödev yaparlar. Ödevleri yapmak çok zor gelir. Masanın başına oturamaz, otursalar dahi çeşitli bahaneler uydurarak (tuvalete gitme, su içme gibi) sık sık masa başından kalkarlar. Büyüklerini ders çalışırken yanlarında isterler.
  • Başladıkları bir işi bitirmekte zorlanır, bir işi sonuçlandırmadan hemen diğerine geçerler. Kendileriyle konuştuğunuzda sanki sizi dinlemiyormuş izlenimi verirler. Kendilerinden istenen birşeyi, kendilerine birkaç defa söylenildikten sonra yapabilirler.
  • Sınıfta dersi takip etmedikleri gözlenir. Çevresel uyarılarla hemen dikkatleri dağılır. Ders dışı işlerle fazlaca ilgilenir, elinde kalem çevirir, deftere, sıraya birşeyler yazıp, çizmeye kalkar ve başka bir gereçle uğraşıp, dersi takip edemezler. Derste sıkılmaları nedeniyle sınıfın dikkatini ve huzurunu bozacak davranışlar sergileyebilirler (Derste konuşma, sırayı sallama, arkadaşlarına laf atma, sınıfta ayağa kalkıp su, yiyecek dağıtma ve garip sesler çıkarma gibi).
  • Okuma ve yazma becerileri arkadaşlarından kötü, defter düzeni ve yazıları bozuk olabilir. Okurken sıkça hatalar yapabilir ve cümlenin sonunda başka sözcükler uydurabilirler. Sınıfta, sokakta sık eşya kaybederler. Öğrenilenleri de çabuk unutabilirler. Kendilerine uygun bir çalışma düzeni ve sistemi geliştiremezler. Okuma ve yazmayı pek sevmezler. Bu sadece ders kitapları için değil diğer hikaye kitapları içinde geçerlidir.
  • Sınavlarda dikkatsizce hatalar yaparlar. İyi bildikleri soruları bile yanlış yanıtlayabilirler. Test sınavlarında aklı karıştıran, çeldirici şıklara kolaylıkla yönelirler. Özellikle ilkokul yıllarında sınav kağıdını herkesten önce vermeye çalışırlar. Sonunda bildiklerinden daha düşük notlar alırlar.
  • Dikkat eksikliği okul öncesi dönemde pek fark edilmeyebilir. Ancak bu çocukların bir kısmı ders dışı işlerde de çabuk sıkılma belirtileri gösterirler. Zeka düzeyi iyi olan ve özel öğrenme güçlüğü olmayan çocuklar ilkokulun 3. ve 4. sınıflarına kadar derslerde sorun yaşamayabilirler. Çalışmadıkları ve dersi iyi izlemedikleri halde notları kötü olmayabilir. Konuların ağırlaşmasıyla birlikte ders başarısızlıkları yaşanmaya başlanır. Ev içinde günlük yapmaları gereken işler konusunda sorumluluk almak istemezler. Genellikle dağınıktırlar ve kurallardan hoşlanmazlar.

Hiperaktivite (Aşırı Hareketlilik):

Hiperaktivitede çocuğun hareketliği aşırıdır ve yaşıtlarıyla kıyaslandığında belirgin farklılık vardır. Genellikle bu çocuklar bir motor tarafından idare ediliyormuş gibi sürekli hareketlidirler. Bitmek tükenmek bilmeyen bir enerjileri vardır. “Düz duvara tırmanmak” deyimini hak eden davranışlar içindedirler, koltuk tepelerinde gezer, ev içinde koşuşturur ve uyarıları anlamazlar. Sakin bir şeklide oynamayı ve oturmayı beceremezler. Kısa süre otursalar bile elleri ve ayaklarını sürekli sallar, hareket ettirirler. Çok konuşur, iki kişi konuşurken sık sık lafa girerler. Masanın başında oturamaz, dolayısıyla derslerini uygun bir şekilde çalışamazlar.

1) Oturduğu yerde duramama, kıpır kıpır olma.

2) Sürekli ayağa kalkıp amaçsızca dolaşma.

3) Sağda solda koşma, eşyalara tırmanma. Bu belirti gençlerde nedensiz huzursuzluk olarak ortaya çıkabilir.

4) Sessiz oynanabilecek oyunlarda bile sessiz kalmakta zorlanma.

5) Her an hareket halinde olma.

6) Genellikle aşırı konuşma olarak sıralanabilir.

Hiperaktivite belirtileri çocuğun yaşına ve gelişim aşamasına göre farklılıklar gösterebilir. Bebeklerde ve okul öncesi çocuklarda sık görülen belirtiler sürekli hareket hali, mobilyaların üzerine atlama, grup aktivitelerine katılmakta ya da bir hikaye dinlemekte zorlanma olarak tanımlanabilir.

Bu belirtiler okul çağına gelen çocuklarda görülen hiperaktivite belirtileri ile benzeşir ancak okul çağında bu davranışlar bir miktar yoğunluğunu kaybeder.

Hiperaktivite belirtileri, ergenlik ve yetişkinlik dönemlerinde genellikle nedensiz huzursuzluğa yol açar ve sessizlik gerektiren ortamlarda bulunmakta zorlanma olarak yaşanabilir.

Dikkat eksikliği bozukluğu bulunan yetişkinler, çocuklara oranla çok daha az oranda hiperaktivite sorunu yaşamaktadır.

Dikkat eksikliği bozukluğunun 3. ve son kategorisi olan “dürtüsellik” ise aşağıdaki şekillerde ortaya çıkabilir.

1) Sabırsızlık.

2) Herhangi bir soru tamamlanmadan önce cevap verme.

3) Sıra beklerken zorlanma.

4) Sosyal ya da iş ortamında sık sık diğerlerinin lafını kesme.

5) Uygunsuz zamanlarda konuşma.

Dürtüsellik çoğunlukla yolda insanlara ya da evde eşyalara çarpma gibi küçük kazalara neden olabilmektedir.

Kaynak: İnternet siteleri

sevil pekdemir baylan

sevil pekdemir baylan

Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Okul Öncesi Öğretmeliği mezunuyum. 2002 yılından bu yana MEB de öğretmen olarak görev yapmaktayım. 2 ve 5 yaşlarında iki erkek çocuk annesiyim.

Yorum Ekle

Yazıya yorum yap

HAKKIMDA

sevil pekdemir baylan

sevil pekdemir baylan

Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Okul Öncesi Öğretmeliği mezunuyum. 2002 yılından bu yana MEB de öğretmen olarak görev yapmaktayım. 2 ve 5 yaşlarında iki erkek çocuk annesiyim.

TAKİP EDEBİLİRSİNİZ