REHBERLİK

ÖFKE KONTROLÜ

ÖFKE

Kıskançlık,  üzüntü, merak, yalnızlık, itilmişlik, kaygı, hayâl kırıklığı, haksızlığa uğrama, anlaşılamamak, sıkıntı

TANIM

ÖFKE, hakkımız olanı alamadığımızda ya da önem verdiğimiz bir insanın beklentilerimiz doğrultusunda davranmadığında yaşadığımız kızgınlıktır.

ÖFKE   diğer   duygularımızdan   biri;   ancak   bu   duyguyu   yaşayış   biçimimiz   ve   hangi yoğunlukta yaşadığımız önemli. Çünkü, öfke duygusunun çevreye ve ait olduğu bireyin kendisine yansımaları oldukça farklı olabilir. Olumsuz   her duygunun kabul edilmesi ise pek kolay olmayabilir.

ofkekontrol

Sonuçta; çoğu zaman, ne kendi öfkemizi ve öfkeli insanları anlayabiliyoruz, ne de bu duruma   uygun   davranışlar       geliştirebiliyoruz.   Çoğu   zaman   bu   duygumuzu   yok sayabiliyoruz veya bastırıyoruz. Oysa öfke de tıpkı üzüntü ve mutluluk gibi bir duygu. Bu yüzden inkâr edilmeyi ya da kabul edilmemeyi hak etmiyor.

Öfkenin duygusal yönünün yanında, fizyolojik ve bilişsel bileşenleri de vardır. Bir başka deyişle öfke, düşünce ve davranışlarla da ilgilidir. Böyle bir duygu durumunda, vücudun olumsuz   durumlardan   korunmaya   yönelik   bir   tepkisi   olabilir.   Vücut   stres   altında kaldığında, böbreküstü bezlerinden adrenalin adı verilen bir hormon salgılayarak alarm durumuna geçer ve öfkenin fizyolojik alt yapısını oluşturur.

Olumlu   ya   da   olumsuz   her   duygu   gibi   öfkenin   de   bir   ömrü   var;   bu   ömür tamamlandığında öfke kayboluyor, ancak bu tatsız süreyi kısaltmak ve onu daha iyi anlamak açısından öfkenin  “tüketilmesi” gerekiyor.

Öfkelerini etkin olmayan şekillerde ifade edenler, sonunda öfkelenmeye hiç cesaret edemeyenler kadar açekeceklerdir

ÖFKENİN KAYNAKLARI

Bugün öfkenin genetik ya da fizyolojik nedenlerinden söz edilmektedir. Araştırmalarda bazı çocukların doğuştan; daha sinirli, alıngan ve kolayca öfkelenebilen bir yapıda oldukları ile ilgili görüşler vardır.

Öfke; özenle, dikkate alınması gereken bir “işaretçi”dir. Neye işaret ettiğine gelince; öfkelenen  kimsenin;  hakkı yeniyor,  gereksinimleri ve  istekleri karşılanmıyor,  yaşamına ilişkin  bir  soruna  gereken  önemi  kendisi  vermiyor,  içinde  bulunduğu  bir  ilişki  uğruna değer ve inançlarından ödün veriyor ya da gelişme ve yeteneklerini ortaya koyma şansı elinden alınıyor olabilir. Özetlemek gerekirse, öfke iki temel nedenle ortaya çıkabilir: Bu nedenlerden birincisi, bireyin kendisinden; ikincisi ise, karşısındaki birey(ler)in onda oluşturduğu duygulardan kaynaklanabilir. Öfke, ister bireyin kendisiyle ilgili; ister karşısındakiyle ilgili bir nedenden kaynaklansın, özenle üzerinde durulup çözümlenmesi gereken bir duygudur.

Dr.   Thomas   Gordon   öfke   olgusunu   bir   buzdağına   benzetir.   Buzdağının   suyun üzerinde  kalan  kısmı  öfkedir,  oysa  suyun  altında  kalan  kısmı  çok  daha  geniştir,  yani öfkenin ortaya çıkmasına yol açan pek çok duygu burada gizlidir. Alt duygular birikip sertleşip  katılaşınca,  buzdağının  tepesindeki  öfkeyi  oluşturur.  Sözü  geçen  alt  duygular ise;   kıskançlık,   üzüntü,   merak,   yalnızlık,   itilmişlik,   kaygı,   hayâl   kırıklığı,   haksızlığa uğrama, anlaşılamamak ve sıkıntı gibi duygulardır. İnsanların çoğu, öfkeyi buzdağının tepesinde  yaşar  ve  bir  türlü  çözümlenmemiş  bu  duygulara  sıkı  sıkı  tutunur.  Oysa, öfkenin  kaynaklarını  ortadan  kaldırmayı  başarmak  için  buzdağının  altındaki  alt duyguların anlaşılabilmesi gerekir. Gereksinimlerin hiçbir zaman ve hiçbir koşulda karşılanamadığı durumlarda öfkeyi yaşamak kaçınılmazdır.

Çocukların öfkelerine neden olabilecek durumlar;

1-  Haksızlığa uğramak ve fiziksel ceza ile karşılaşmak,

2-  İsteklerin ve fiziksel ihtiyaçların karşılanmaması,

3- Anne baba ve öğretmenlerin aynı durum ve davranışlar için farklı tutum sergilemeleri,

4-  Kardeşi    ya    da    diğer    çocuklarla    karşılaştırılması,    çok    sık eleştirilmesi ve çocuktan yapamayacağı şeylerin beklenmesi,

5-   Süregelen     hastalığı     olan     çocukların     bu     hastalığın     getirdiği     nedenlerle engellenmesi,

6- Okul başarısızlığının yarattığı yetersizlik duygusu,

7-  Çocukların, yakın çevresindeki büyüklerin sık sık öfkelendiklerini ve isteklerini bu yolla gerçekleştirdiklerini görerek öfke davranışını öğrenmesi. Aşırı öfkenin normal sayıldığı öfkeli ailelerden gelen çocuklar, öfkelenmeyincekendilerinin dinlenmeyeceğini öğrenirler.

Ergenlik  döneminde,  duygulanım  değişimleri,  bilişsel  işlevleri  olumsuz  biçimde etkilenir.  Algı,  dikkat,  bellek,  düşünme  gibi  bilişsel  işlevlerin  çalışma  hızı  ve  verimi düşer.   Başarısı  azalan   ergen,   evde   ailesi,  okulda   öğretmeniyle   sorunlar   yaşamaya başlar.  “Daha  çok  çalış”  uyarıları  ve  başarısızlık,  ergende  kaygı  ve  öfke  yaratır.  Bu duygulanım  durumlarının  düzeyi  yükseldikçe  başarı  şansı  daha  da  azalır.  Bu  durum ergeni,  ailesi ve okulu arasında gerginliğe yol açan kısır döngü içine sokabilir.

Çağımıza iletişim çağı damgasını vuran baş döndürücü gelişmelere imza atılırken,insanlar arası iletişim de bunlardan payını almakta. Okul, iş, aile, arkadaş ortamlarında yaşanan sosyal iletişim eksikliklerinin yol açtığı güçlükler olabilir. Bu güçlüklerin sonunda öfke ve saldırganlık  yaşanabilir.

ÖFKE GELİYORUM DER !

Davranışlarda açık olarak görülen öfke işaretleri;

Fiziksel ve sözel saldırı, Sorun çıkarma,İsyankâr davranışlarla kendini gösterebilir.

 Üs kapalı davranışsal ve sözel öfke işaretleri;

Güvensiz, Kıskanç, Tartışmacı,Alaycı ve yargılayıcı davranışlar biçiminde olabilir.

Dolaylı olarak görülen öfke işaretleri; İçe kapanma,Psikosomatik belirtiler (kalp hastalığı, yüksek kan basıncı gibi),

Depresyon, Suçluluk duygusu,Ağlama biçiminde ortaya çıkabilir.

Kısaca öfke, gizlenmiş ya da kılık değiştirmiş bir duygu olarak da tanımlanabilir. Bastırıldığı zaman, pasif saldırganlık (surat asma, küsme gibi) biçiminde ortaya çıkabilir. Bastırılmış öfkenin yarattığı bir başka duygu da kendini kurban gibi hissetmektir. Pasif saldırgan,  öfkesini  yaşarken  “Sen  iyi değilsin.”,  kurban  ise  “Ben  iyi değilim.” düşüncesiyle davranabilir.

cocuklardaofke

ÇOCUK VE ÖFKE

Aynen yetişkinler gibi, çocuklar da çevrelerindeki insanlardan kolay etkilenirler. Bazen çocukların patlaması için çok az provokasyon ve zorlanma   yetecektir. Kimi çocuklar ise henüz   öfkelerini   yönlendirmek   için   gerekli   becerileri   edinememiş   olabilirler.   Bazı çocukların öfkesi de yaşamlarındaki ciddi olaylara tepki olabilir. ( Taciz, hastalık gibi…)

Eğer çocuğunuzun öfkesi,   başkalarına yönelik fiziksel saldırılara dönüşüyorsa, bunun üzerinde durulmalıdır. Çünkü bu durum, onun duygusal alanı ile ilgili destek çalışmasına ihtiyacı olduğunu   gösterebilir. Daha sonra, onun sosyal gelişimini, yaşıt iletişimini   ve benlik algısını etkileyebilecek olan durumlar için, okulda ve evde öfkesini tüketebileceği, davranışını söndüreceği ortamlar hazırlanmalıdır.

Aşağıdaki davranışları çocuğunuz  ne kkta yaşıyor?

Her gün sınıf arkadaşlarıyla tartışıyor ve başkalarına vuruyor,

Aynı yaştaki diğer çocuklara göre daha yoğun öfke gösteriyor ,sık sık ağlıyor,

Yanlış yaptığında ya da zorlandığında çoğu zaman öfkeleniyor,

Beş   dakikadan   uzun   süren   öfke   nöbetine   benzeyen   davranışlardan   yorgun düşüyor,

Yaşamın  her  alanında  öfkelenecek  bir  şey  buluyor  ve  belli  bir  kişi  yada  olay nedeniyle değil,  genel olarak kendini öfkeli hissediyor,

Öfkeyi  bir iletişim kurma yolu veya sorunları çözme aracı olarak kullanıyor,

Engellenmeye karşı toleransı düşük,

Olayları olduğu gibi kabullenmekte güçlük çekiyor,

Küçük  bir  hatanın  düzeltilmesi  gibi  başına  gelen  basit  bir  olayı  bile  kendisine yapılmış bir haksızlık gibi algılıyor,

Daha  önce  hiç  sıkılmadan  uğraştığı  şeylere  öfkelenmeye  başladı,  olaylarla  baş etme yöntemlerinde önemli değişiklikler görülüyor,

Kendini öfkelendiren  kişi ya  da duruma  karşı bir şey yapamıyor; kendi kendine vurarak,  “Kendimden  nefret  ediyorum”  şeklinde  ifadeler  kullanarak  öfkesini  kendine yöneltiyorsa,

cocukofke

Yukarıda   sıralanan   özelliklerin   bir   kaçının   sıça   yaşanıyor   olması   durumunda,   öfke çocuğunuz için bir sorun haline gelmiş olabilir

sevil pekdemir baylan

sevil pekdemir baylan

Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Okul Öncesi Öğretmeliği mezunuyum. 2002 yılından bu yana MEB de öğretmen olarak görev yapmaktayım. 2 ve 5 yaşlarında iki erkek çocuk annesiyim.

Yorum Ekle

Yazıya yorum yap

HAKKIMDA

sevil pekdemir baylan

sevil pekdemir baylan

Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Okul Öncesi Öğretmeliği mezunuyum. 2002 yılından bu yana MEB de öğretmen olarak görev yapmaktayım. 2 ve 5 yaşlarında iki erkek çocuk annesiyim.

TAKİP EDEBİLİRSİNİZ